Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin güncel içtihadına göre; “davalı vekilince karar tarihinden sonra takip borçlusunun emniyette vermiş olduğu ifadede, imzanın kendisine ait olup, çek üzerindeki yazıların eşine ait olduğunu beyan ettiğini belirtmiş ise de, söz konusu ifadenin kolluk makamı tarafından alınıp avukat huzurunda alınmadığı, mahkeme dışı ikrar olarak kabul edilemeyeceği, soruşturmanın sonucunun beklenmesinin dar yetkili icra hukuk mahkemesince bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmamaktadır.” şeklinde karar verilmiştir.
KARARIN TAM METNİ; (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2025/446 E., 2025/454 K.)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararı aleyhine süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla, HMK’nın 353. maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün 2024/5 Esas sayılı dosyası ile müvekkiline gönderilen örnek 10 ödeme emrinin müvekkiline 25/09/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde takibe ve takibe konu çekteki imzaya itiraz ettiklerini, takibe konu çekte vade kısmında vade tarihi 02/09/2024 olarak düzenlenmesine rağmen 3. Şahıslar tarafından çekin vadesinde tahrifat yapıldığını ve 02/08/2024 olarak değiştirilerek paraflandığını, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi ile sabit olacağını, ayrıca parafın müvekkiline ait olmaması nedeniyle çekin kambiyo vasfını yitirdiğini ve yasal süresi içinde bankaya ibraz edilmediğini ileri sürerek takibin durdurulmasına, kambiyo senedindeki imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle takibin iptaline, haksız takip nedeniyle alacaklının çek bedelinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminat ödemesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; Davacının imzaya itirazının kabulü ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2024/ Esas sayılı takip dosyasındaki takibin durdurulmasına, davacının imzaya itirazı kabul edilmiş olduğundan sair itirazları hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı aleyhine asıl alacağın %20’si oranında tazminata ve asıl alacağın %10’u oranında para cezasına hükmedilmesine, şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunarak, mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça dava konusu çek üzerindeki imzaya itiraz edilmediğini, sadece tarih kısmındaki parafa itiraz edildiğini, dosya kapsamında yapılan inceleme ve aldırılan bilirkişi rapor ile davacının beyanlarının çelişkili olduğunu, müvekkili aleyhinde tazminat ile para cezasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece davacılar hakkında dava konusu çeke ilişkin olarak yapmış oldukları şikayet dosyasının celp edilmediğini, bekletici mesele yapılmadığını, mahkemenin bu kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı ve eşi hakkında dolandırıcılık suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını, soruşturma dosyasının derdest olduğunu, soruşturma dosyasında davacının çeki kendisinin verdiğini beyan ettiğini, çek üzerindeki imzanın kendisine çek üzerindeki yazılarında eşine ait olduğunu beyan ettiğini ancak mahkemede görülen davada tam aksine bir sonucun ortaya çıktığını, davacının iyi niyetli olmayıp verdiği çekler sonrasında davalar açarak alacaklıları mağdur ettiğini, söz konusu çekin bankaya ibraz edildiğinde banka tarafından çek üzerindeki imzanın çek sahibi imzası ile uyuşmadığı yönünde de çekin arkasına herhangi bir şerh düşülmediğini, müvekkilinin imzaya itiraz davasının açılmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bu sebeple müvekkili aleyhine tazminata, para cezasına, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün 2024 Esas sayılı takip dosyasında, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçluya örnek 10 ödeme emrinin gönderildiği, davacı borçlu tarafından süresinde çek ve paraf imzası ile borca itiraz ederek iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Kambiyo senetlerine dayalı olarak haciz yolu ile başlatılan takiplerde imzaya itiraz, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. İİK’nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında “İmza tatbikında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri (şimdi ise HMK madde 211/b, 208/2, 217) hükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2. maddesinde de; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır” hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, İİK’nun 68/a-4 maddesinde, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 309/1. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 211/1-a) maddesine atıfta bulunulmadığından, icra mahkemesince, öncelikle borçlunun isticvabına ve duruşmada imzalarının alınması yoluna gidilemeyeceğinin kabulü gerekir.
İİK’nun 68/a-4. maddesi göndermesiyle ve HMK’nun 447/2. maddesi uyarınca uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 211/b maddesinde; imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre, hakim, bilirkişi incelemesine karar verir ise; “….önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir” hükmü gereğince işlem yapar.
Mahkemece borçlunun mukayeseye esas imzalarını içeren belgeler toplanarak dosyanın gramofoloji konusunda uzman Dr. tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 14/01/2025 tarihli raporda ” çekin ön yüzünde keşideci adına atılı imza ve keşide tarihinde yapılan değişikliğin üzerinde atılı bulunan imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasen elinden çıkmadığı” kanaatiyle rapor ibraz edildiği, raporun kesin kanaat bildirdiği, HGK’nun ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları uyarınca yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olup bilimsel verilerle desteklendiği, davalı vekilince karar tarihinden sonra takip borçlusunun emniyette vermiş olduğu ifadede, imzanın kendisine ait olup, çek üzerindeki yazıların eşine ait olduğunu beyan ettiğini belirtmiş ise de, söz konusu ifadenin kolluk makamı tarafından alınıp avukat huzurunda alınmadığı, mahkeme dışı ikrar olarak kabul edilemeyeceği, soruşturmanın sonucunun beklenmesinin dar yetkili icra hukuk mahkemesince bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle mahkemece davacının imzaya itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesinin yerinde olduğu, yine takibe konu çekte alacaklı lehtar olup İİK 170/4 maddesi gereğince keşideci imzasının borçlunun eli ürünü olup olmadığını bilmesi gerektiğinden yüz yüzelik ilkesi gerçekleştiğinden Mahkemece davacı aleyhine takip konusu asıl alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatı ile %10’u oranında para cezasına karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- İnceleme konusu karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
- Peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye harç alınmasına yer olmadığına,
- İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,
- İnceleme HMK’nun 353. maddesi gereğince duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
- Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda tarafların yokluğunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/04/2025
