Tevdi Mahali Belirlenmesinde Alacağın Kime Ait Olduğu Belli Olmaması/Şüpheli Olması Durumunda Nasıl Bir Yol İzlenmelidir? (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2024/1518 E., 2024/1238 K. Sayılı Kararı özelinde.)

TEVDİ MAHALİ BELİRLENMESİNDE ALACAĞIN KİME AİT OLDUĞU BELLİ OLMAMASI/ŞÜPHELİ OLMASI DURUMUNDA NASIL BİR YOL İZLENMELİDİR?

Buna ilişkin olarak önümüze gelen bir uyuşmazlıkta “Tevdi Mahalinin Belirlenmesi” amacıyla yapmış olduğumuz başvuruda -dilekçemizde belirtmiş olduğumuz şekilde- Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından “kira ödemelerinin (…) A.Ş. ve (…) A.Ş. hesabına adlarına açılacak vadesiz tek bir hesaba yatırılması için Kayseri Vakıfbank Adliye İcra dairelerine bağlı şubesinin tevdi mahalli olarak tayinine” karar verilmiş olup “paranın çekilmesi hususunda” ise tarafların aralarındaki ihtilafı gidermeleri halinde mahkemeye başvurarak adlarına yatırılan paranın çekimi için yetki almaları şartı koyulmuştur.

Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiş olup nihai kararı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi vermiş olup karar özetinde; “Somut olayımızda (…) A.Ş. ile Ziraat Bankası A.Ş. arasında …/…/2020 başlangıç tarihli asıl kira sözleşmesi ve (…) A.Ş. ile talep eden şirket arasında …/…/2023 başlangıç tarihli alt kira sözleşmesi olmak üzere iki ayrı kira sözleşmesinin bulunması yeni malik (…) A.Ş.’nin 6098 sayılı TBK md. 310 uyarınca asıl kira ilişkisinin tarafı haline gelmesi, alt kiracı konumundaki talep eden şirketin kendisine gönderilen iki ayrı ihtarname çerçevesinde kira bedelini kime ödeyeceği noktasında duraksama yaşamasının olağan olması dolayısıyla da 6098 sayılı TBK md. 111 ve 187 uyarınca kiracı konumundaki tevdi mahalli tayini talep edenin talebinin haklı olduğu anlaşıldığına göre ilk derece mahkemesinin tevdi mahalli şartlarının oluştuğundan bahisle verdiği kabul kararının doğru olduğu, aleyhine tevdi mahalli tayini talep edilen (…) A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK md. 353/1-b-1 uyarınca reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” Şeklinde karar verilmiştir. Karar içeriğinde de ifade edildiği üzere “tevdi mahalinin belirlenmesi” noktasında ortaya çıkan duraksamanın yerel mahkemenin ifade ettiği şekilde “ortak hesap açılarak ve daha sonra taraflar arasındaki ihtilafın giderilmesi halinde mahkemeden yetki alarak paranın alınması” şeklindeki çözümünde bir hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

KARARIN TAM METNİ;

Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2024/(…) D. İş Esas, 2024/(…) D. İş Karar sayılı kararına karşı talep eden vekili ve karşı taraf (…) A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Tevdi mahalli isteyen vekili, talep dilekçesinde özetle; Müvekkilinin karşı taraflardan (X.) A.Ş. A.Ş. ile imzalanan kira sözleşmesi uyarınca …/…/2023 tarihinden itibaren (…) adresinde en son 45.460,26+KDV bedelle kiracı olarak bulunduğunu, söz konusu taşınmazın …/…/2024 tarihine kadar T.C Ziraat Bankası A.Ş.’ne ait olduğunu, kira sözleşmesinin kurulmasından sonra taşınmazın diğer karşı taraf (Y.) A.Ş. tarafından satın alındığını ve bu durumun müvekkiline …/…/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkiline gönderilen ihtarda kira bedelinin devralan şirkete ödenmesi gerektiğini aksi halde temerrütte düşeceğinin bildirildiğini, söz konusu ihtarın tebliğinden sonra müvekkilinin kira sözleşmesi akdettiği (X.) A.Ş. de müvekkilinin şirketine kira bedelinin kendilerine ödenmesi gerektiği yönünde ihtar çektiğini ve ödenmemesi halinde temerrüt durumunun oluşacağını söz konusu taşınmaz için T.C Ziraat Bankası A.Ş. ile aralarında …/…/2020 tarihli (…) AVM kiralama sözleşmesinin bulunduğunu ve sözleşmenin devam ettiğinin iddia edildiğinden müvekkilinin temerrütte düşmemek için kira bedelini ödemek istediği için kira bedelini yatıracağı bir tevdi mahalli tayini hakkında karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Tevdii mahali tayini isteyenin talebinin kabulüne, kira ödemelerinin (X.) A.Ş. ve (Y.) A.Ş. adlarına açılacak vadesiz tek bir hesaba yatırılması için Kayseri Vakıfbank Adliye İcra dairelerine bağlı şubesinin tevdi mahalli olarak tayinine, kararın bir örneğinin taraflara tebliğine karar verildiği görülmüştür.

Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

 

A-) Aleyhine tevdi mahalli tayini istenen (X.) A.Ş. vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin inceleme yapmaksızın hüküm kurduğunu, kurulan hükme ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmediğini, yalnızca davacının dilekçesinde talep olunan kısmın yazıldığını ve talebin mahkemece kabul edildiğini, verilen bu kararın Yargıtay uygulamaları ve Anayasa’nın 36. maddesini ihlal ettiğini, mahkemece verilen bu kararın kendilerince kabulünün mümkün olmadığını, verilen kararın eksik inceleme ve hatalı tespitlerle dolu olduğunu, talepte bulunanın talep dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmeden savunma ve dayanaklar tek taraflı bir şekilde değerlendirilerek eldeki şekilde hüküm kurulmasının müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini, mahkemenin her ne kadar yetersiz inceleme ile müvekkilinin kiralananın …/…/.2024 tarihinden önceki maliki olduğu tespitinde bulunmuşsa da yeni malikin (Y.) A.Ş. taşınmazını müvekkilinden değil Ziraat Bankası A.Ş.den aldığını, ortada tek bir kira sözleşmesi değil, AVM’nin bütünü hakkında bir kira sözleşmesi, AVM’deki her bir bağımsız bölüm hakkında da ayrı bir kira sözleşmesi söz konusu olduğunu, daha da açık bir şekilde ifade olur ise (…) adresindeki AVM niteliğindeki taşınmaz müvekkili şirkete ait iken daha sonra T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’ye devredildiğini, müvekkili ile eski malik Ziraat Bankası A.Ş. arasında da anılan (…) AVM’ni işletmek amacıyla kiralanmasına dair kira sözleşmesi bulunduğunu, söz konusu bu sözleşme çerçevesinde müvekkili şirketin AVM’nin işletilmesi amacıyla AVM’de yer alan her bir bağımsız bölüm hakkında kira sözleşmeleri yaptığını ve işletme hakkını kullandığını, taşınmaz Ziraat bankasına ait iken …/…/04.2024 tarihinde (Y.) A.Ş.’ye devredildiğini, yeni malik olan (Y.) A.Ş.’nin de TBK 310 gereği işte bu işletmenin kiralanmasına ilişkin sözleşmenin tarafı olduğunu, tevdii mahalli tayini talep eden ile yeni malik arasında -eski malik ile olduğu gibi- herhangi bir sözleşme bulunmadığını, tevdii tayini talep eden müvekkili şirketin kiracısı konumunda olduğunu, bu hususun mahkemece araştırılmadan sanki müvekkilinin eski malik sıfatı ile kiracılardan kira bedeli talep ediyormuş gibi karar kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirket ile tevdii tayini talep eden AVM’nin bir bağımsız bölümüne ilişkin kira sözleşmesi, müvekkil şirket ile taşınmaz maliki arasında ise AVM’nin bütününe ilişkin ayrı bir kira sözleşmesi söz konusu iken sözleşmelerin nisbiliği ilkesi göz önüne alınmaksızın, adeta müvekkili şirketin sözleşmedeki haklarına halel getirici ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka uyarlılık bulunmadığını, müvekkili şirket ile eski malik Ziraat Bankası A.Ş. Arasında …/…/2020 tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme ile taşınmaz malikinin müvekkili şirkete AVM işletilmesi, elektrik, su, güvenlik vb. birçok konuda yetki vermiş olup, tevdii tayini talep eden kiracı ve AVM’de bulunan diğer kiracıların müvekkilinin işletmeyi işletme hakkı kapsamında kiracı olarak bulunduğunu, yeni malik (Y.) A.Ş. tarafından çekilen ihtarlar sonucunda müvekkili ile aralarında kira sözleşmesi bulunan kiracıların, kira sözleşmesi kapsamında ödemesi gereken kira ve işletmenin gider bedellerini ödemekten kaçındığını ve temerrüde düştüklerini, müvekkili her ne kadar iyi niyetle talepte bulunsa da (Y.) A.Ş. tarafından kira bedellerinin talep edilmesi neticesinde müvekkili işletmenin giderlerini karşılamakta zorluklar yaşadığını, malikin TBK gereği taraf olduğu sözleşme şartlarına uygun davranmaması sebebiyle taraflarına yasal yollara müracaat edildiğini, muarazanın giderilmesi ve kiracılığın tespiti bakımından da dava yoluna gidildiğini, (Y.) A.Ş.’nin Yeni malik olması sebebiyle kira sözleşmesi kapsamında kiracı olarak bulunan AVM işletmelerine işgalci olduğundan bahisle tahliye etmeleri gerektiğini içeren ihtarlar gönderdiğini, kötü niyetli olarak kendisine hak çıkarmak isteyen yeni malikin müvekkilinin hakkına ulaşmasına engel olmayı amaçladıklarını, müvekkilinin AVM işletme kira sözleşmesi bulunduğunu, yeni malikin işbu kira sözleşmesinin tarafı olduğunu, tevdii mahalli tayini talep eden ile yeni malik arasında herhangi bir sözleşme olmadığı ve tevdii tayini talep eden ile eski malik arasında sözleşme bulunmadığı için yeni malik sıfatı ile tarafı haline gelinecek bir kira sözleşmesi de bulunmadığı da ortada olduğundan müvekkilinin işletme hakkından doğan alacağı olan kira bedelinin taraflarına tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

B-) Talep eden vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın uygun olmakla birlikte müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin isabetsiz olduğunu, bu yönüyle karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarını, davalı tarafın tevdi mahalli belirlenmesinin yersiz olduğunu, kira alacaklısı olarak kendisinin bulunduğunu, hatta diğer davalı ile arasında kiracılığın tespiti bakımından dava bulunduğunu iddia ettiğini, aslında davalının istinaf dilekçesinin de tevdi yeri belirlemenin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini, davalılar tarafından müvekkiline kira bedellerinin kendilerine ödenmesine ilişkin ihtarlar gönderildiğini ve müvekkilinin de tarafların haklılık durumlarını, ellerindeki delilleri, davalılar arasında herhangi bir sözleşme olup olmadığını bilmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından tevdi yerinin belirlenmesinde müvekkilinin hukuki yararı bulunduğunu, bu nedenle davalı tarafın istinaf talebinin reddi gerektiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile lehlerine vekalet ücreti, yargılama gideri ve harca hükmedilmesini talep etmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde; tevdi mahallinin belirlenmesi, 6100 sayılı HMK’nun 382. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin (3.) alt bendinde sayılan hallerden olup; bu kararlara karşı HMK’nın 387. maddesi uyarınca ilgililerin istinaf kanun yoluna başvurabilmeleri öngörülmektedir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E:2014/16861, K:2015/12231 sayılı kararında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.) Bu haliyle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, talep eden (A.) A.Ş. vekili ve aleyhine tevdi mahalli tayini istenen (X.) A.Ş. A.Ş. vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu tespit edilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir.

Talep, tevdi mahalli belirlenmesi istemine ilişkin olup, mahkemece talebin kabulüne karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı talep eden (A.) A.Ş. vekili ve aleyhine tevdi mahalli tayini istenen (X.) A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

6098 sayılı TBK’nın 106. maddesinde “Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.” ve TBK’nın 107. maddesinde “Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir.” hükmü düzenlenmiştir.

Tevdi mahalli tayinini istemek, temerrüde düşen alacaklıya karşı borçluyu koruyan ve onu borcundan kurtulmasını sağlayan bir haktır. Borçlunun hâkimden tevdi mahalli tayini isteyebilmesinin ön koşulu alacaklının temerrüde düşmüş bulunmasıdır. Temerrüt şartları oluşmadığı takdirde borçlunun, TBK’nun 107. maddesine istinaden hâkimden tevdiye mahalli tayinini talep hakkı yoktur.

6098 sayılı TBK md. 111 uyarınca borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi, tevdi ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Aynı Yasanın 187. maddesinde ise *”Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur.

Borçlu, alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunursa, bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur.

Dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir.”* düzenlenmesine yer verilmiştir.

Somut olayda; talep eden tarafından iddianın ileri sürülüş şekli, incelenen dosya, kira sözleşmeleri suretleri, gönderilen ihtarnameler ile talep hep birlikte değerlendirildiğinde tevdi mahalli tayini talep edenin talebinin haklı olup ilk derece mahkemesinin verdiği kabul kararının doğru olduğu anlaşılmıştır. Şöyle ki; talep edenin kiracı olarak gözüktüğü …/…/2023 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin incelenmesinde kira konusu taşınmazın (X.) A.Ş.’den kiralandığı lakin kiraya veren (X.) A.Ş.’nin malik olmadığı, kira konusu taşınmazın da içinde bulunduğu alışveriş merkezinin tamamını (X.) A.Ş.’nin malik Ziraat Bankası A.Ş.’den …/…/2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle kiraladığı dolayısıyla ortada asıl kira sözleşmesi ve alt kira sözleşmesi olmak üzere iki ayrı kira sözleşmesi ve ilişkisinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Asıl ve alt kira sözleşmeleri devam ederken alışveriş merkezinin tamamının (Y.) A.Ş. tarafından malik Ziraat Bankası A.Ş.’den …/…/2024 tarihinde satın alındığı anlaşılmıştır.

Kayseri (…) Noterliğinin (…) yevmiye numaralı, …/…/2024 tarihli ihtarnamesinde ihtar edenin (X.) A.Ş. olduğu, talep edenin muhataplar arasında yer aldığı ve kira bedellerinin (X.) A.Ş.’ye (kiraya veren olması nedeniyle) ödenmesi gerektiğinin talep edene ihtar edildiği, Kayseri (…) Noterliğinin (…) yevmiye numaralı, …/…/2024 tarihli ihtarnamesinde ihtar edenin (Y.) A.Ş. olduğu, talep edenin muhatap olarak gösterildiği, taşınmazın …/…/2024 tarihinde satın alındığı, kira bedellerinin (Y.) A.Ş. (yeni malik olması nedeniyle) ödenmesi gerektiğinin talep edene ihtar edildiği görülmüştür.

Somut olayımızda (X.) A.Ş. ile Ziraat Bankası A.Ş. arasında …/…/2020 başlangıç tarihli asıl kira sözleşmesi ve (X.) A.Ş. ile talep eden (A.) A.Ş. arasında …/…/2023 başlangıç tarihli alt kira sözleşmesi olmak üzere iki ayrı kira sözleşmesinin bulunması yeni malik (Y.) A.Ş.’nin 6098 sayılı TBK md. 310 uyarınca asıl kira ilişkisinin tarafı haline gelmesi, alt kiracı konumundaki talep eden şirketin kendisine gönderilen iki ayrı ihtarname çerçevesinde kira bedelini kime ödeyeceği noktasında duraksama yaşamasının olağan olması dolayısıyla da 6098 sayılı TBK md. 111 ve 187 uyarınca kiracı konumundaki tevdi mahalli tayini talep edenin talebinin haklı olduğu anlaşıldığına göre ilk derece mahkemesinin tevdi mahalli şartlarının oluştuğundan bahisle verdiği kabul kararının doğru olduğu, aleyhine tevdi mahalli tayini talep edilen (Χ.) A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK md. 353/1-b-1 uyarınca reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Ancak; İlk derece mahkemesince talebin kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen talep eden lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gibi yargılama giderlerinin talep eden üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Mahkemece talep eden haklı bulunarak talebinin kabulüne karar verildiğine göre talep eden lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine de hükmedilmesi gerektiği halde aksi yönde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu nedenle talep eden vekilinin istinaf başvurusu haklı olup kabul edilmesi gerekmektedir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-2 uyarınca yargılamada bir eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya yargılamada bulunan eksikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise Bölge Adliye Mahkemesince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi mümkündür.

İlk derece mahkemesi kararındaki yukarıda belirtilen yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle ilgili hatalar bakımından gerekli düzeltmenin yapılması amacıyla talep eden vekilinin istinaf başvurusu kabul edilip 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararı yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek Dairemizce duruşma açılmaksızın yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (…)